Kayıtlar

2016 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Şehide veda

Resim
Sabah 10 gibi ofise geldim, megafondan Kuran tilaveti sesi geliyor. Önce camiden geldiğini düşündüm. Herhalde Beşiktaş şehitleri için camilerde Kuran okutuluyor dedim. Sonra biraz daha kulak verdiğim de, sesin cami tarafından gelmediğini anladım. Ofisin dışarı bakan kısmı tamamen cam. Sesin hemen köşedeki apartmanın önünden geldiğini anladım. Sokağın girişini bir polis arabası tutmuş, önünde de biraz kalabalık vardı. Civardaki binaların pencereleri Türk bayrakları ile süslenmiş. Aşağıya indim sokağın girişine doğru yürüdüm. Sokağın başına gelince büyük bir kalabalığın olduğunu gördüm. Bu kalabalık o kahpe saldırıda şehit düşen polislerden biri için toplanmış. Apartmanın önüne belediye bir taziye çadırı koymuş. Anne baba henüz daha benim yaşımda. Aslen Çorumlular. Şehit olan yiğidimiz ise ailenin ilk çocuğu. Kuran tilaveti, salavatlar derken... Konvoyla birlikte şehidimiz baba evine helallik için getirildi. İki otobüs meslek arkadaşı geldi onunla. Hepside henüz daha

Ufukta Almanya var

Resim
Hayat burada zorlaştı. Çalışmak; ucuz paraya çalışmak dahi zorlaştı. Oysa ne hayallerle gelmiştim memlekete. Büyük ihtimal Almanya'ya çalışmak için geri döneceğim. Bir iki yıl çalışıp borç harçtan kurtulmak gerekiyor. Elbette bu kararımda beraberinde başka sıkıntıları getirecek. Ama insanın kendine olan öz güvenin kaybolması en büyük sıkıntı. Çaresiz, güçsüz hissi derinleşip seni de içinde yok etmeden bir şeyler yapmak gerekiyor. Aklıma 60'lı yıllarda gurbete iş için giden babalarımız dedelerimiz geldi. Gurbet eskiden gurbetmiş. Bir mektubun cevabı 2 ay sonra gelirmiş. Allah'tan her şeyin hayırlısını dileyelim. Bugün günlerden salı, Aralık'ın ilk salısı.

İnsan şükretmesini bilmiyor

Resim
Kalem dertlidir yazar, dil sevdalıdır söyler. Başımıza bir iş geliyor hemen karamsarlığa kapılıyoruz, bu durumun tek bizim başımıza geldiği hissine kapılıyoruz adeta. Bir arkadaşım vardı.. Bundan yıllar önce, kendince eğri bulduğu burnunu tek sıkıntısı olarak görüyordu. Gerçekten de tek sıkıntısı bu olduğu için bu durumu büyüttükçe büyütüyordu. Gitti operasyon geçirdi, daha mutlu mu oldu? Hayır! Düşünün; El ayağı var, sağlık sorunu yok, işi gücü var, başını sokacağı bir evi var, sevdikleri etrafında ama şükretmesini bilmiyor. Ya da şöyle diyelim; yeterince şükretmesini bilmiyor. Bu hepimiz için geçerli. Ne yapıp ne ediyoruz, kendimizi şükretmekten alıkoyuyoruz. İnsan yediği lokmaya, aldığı nefese, içtiği suya şükretmeli. Çevresine bakıp,ülkesinin bir Suriye, bir Irak, Libya gibi olmadığı için şükretmeli. Allah'a verdikleri her şey için sonsuz şükürler olsun! Şükürler olsun, bu Kasım ayının son gününde bu notu da düşebildik.

Duvarımdaki resim

Odamda duvarda asılı bir tablo var. Geniş gövdeli bir ağacın dalları arasından bir bakışı yansıtıyor. Suyun iki yakasını resmetmiş ressam. Bu yakasında iki tekne var. Birinde cıvıl cıvıl renkler, diğeri salaş vaziyette. Birinde ''hayat'' diğerinde ''ömür'' yazıyor. Hayat suyun içinde ama Ömür karaya çekilmiş. Suyun tam ortasında, şu; karşıdan karşıya yolcu taşıyan bir vapur var. Ağacın dalları arkasından suyun karşı tarafına bakan göz, şehrin sonuna doğru güneşin kaybolmak üzere olduğunu görüyor. Birazdan her yer kapkaranlık olacak, karşı kıyıyı şehrin ışıkları aydınlatacak. Bazen insan bir şeye gözü takılıp kalıyor. Son on dakikadır bu tabloya baktım durdum. Günlerden pazartesi. Aylardan Kasım.

Hayata tutun, öz güvenini kaybetme

Resim
Bu hayatta nerede ve kiminle olacaksan ol ama mutlaka kontrol sende olsun. Mutlaka sabah kalkıp gittiğin bir işin olsun. Bu da en iyi bildiğin bir iş olsun. Yarını düşünmeden hiçbir zaman hareket etme. Güçlü ol! Kimsenin ağzına laf verme. Kimsenin senden şüphe etmesine izin verme. Hayata tutun, öz güvenini kaybetme. Unutma; tökezlediğin an yaptıkların çok çabuk unutulur. En yakınların bile seni sorgulamaya başlar. Bütün bunlara mahal verme. Aklının, bileğinin ve emeğinin gücüyle  ayakta durmaya çalış. Ayaktaysan bir değerin var. Biliyorsun değil mi? Çaresiz kaldığın anda mutlaka Allah'a sığın ve dua et. Sana yol göstermesini iste. Öyle işte... Bugünde bitiyor. Bugüne düşen notlarımız da bunlardan ibaret. 26 Kasım 2016

Ceviz tarlası hayali

Resim
İleride param olursa 10 dönüm bir tarla almayı düşünüyorum. Biraz fazla da olabilir sorun değil. Nemi yapacağım? Ceviz bahçesi yapacağım. Sulak bir yer olmalı ama. İçine bir de kulübe... Etrafını da çitle çevireceksin... Hayalim bu... Şehir hayatından sıkıldı mı, atlayıp gidilecek mesafede olmalı. Bir tek sıkıntıdan değil; yapılacak ilerde var elbet. Ağaçların arası sürülecek, toprak havalandırılacak. Ayda 2-3 sefer sulanması gerekiyor. Bütün bunları hesap etti mi, arabayla bir saatlik mesafede olmalı en fazla. İçine bir salıncak, bir hamak da yaptırmayı düşünüyorum. Ha bir de mangal elbette... Öyle ya, ara sıra şehir dışından veya yurt dışından eş dost gelir de orada ağırlarız. Hayırlısı... Tarlası, sondajı, tel örgüsü ıvırı zıvırı 100 bin liraya patlar. Bu parayı bulmaya gücümüz yetecek mi, bakıp göreceğiz. Bugüne de not düşelim istedik. 25 Kasım Cuma - 2016

Türkiye’de iddiayla gerçek örtüşmüyor

Resim
Mustafa Yeneroğlu 1 Kasım 2015 seçimlerinde AK Parti’den milletvekili seçildi. Köln Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Anlayacağınız gurbetçi bir kardeşimiz. Türkiye’nin Almanya’daki sözcüsü konumunda.  TV açık oturumlarında Türkiye’nin penceresi. Bu kardeşimize sormuşlar: Türkiye'ye uyum sağlayabildin mi? O kadar dertliymiş ki, bakın neler demiş: Birçok konuda zorlanıyorum. Benimle iletişim halinde olanlar da benim mentalitem itibariyle zorlanıyor. Özellikle parti içinde Türkiye’de yeni olan göç ve diaspora politikalarıyla ilgili bilgi ve bilinç düzeyini artırmaya çalışıyorum. Basın mensuplarıyla iletişimde zorlanıyorum. Türkiye’de basın çok sansasyonel bir dile sahip. Türkiye’de Meclis yasama organı. Ama yasamaya neredeyse bürokrasi hakim. Bana göre ne toplum Meclis’i yasama organı olarak değerlendiriyor, ne de milletvekilleri. Günlük hayatta, sokakta, trafikte uyum sağlayamadığınız noktalar var mı? Ben Türkiye’nin geldiği konum, söylem ve iddialarıyla mevcut

Bireysel Emeklilik poliçemi bozdurmak istiyorum

Resim
Bugün Bireysel Emeklilik poliçemi bozdurmak zorunda kaldım. İşleyiş şöyle; Sen poliçenin iptali için çağrı merkezini arıyorsun, onlar talebini alıyor. Daha sonra bir nevi ikna bölümünde poliçenin devam etmesi için dil döküyorlar. -Beyefendi, kaybınızın ne kadar büyük olduğunun farkında mısınız? +Değilim ama umurumda da değil. -İptal gerekçesini öğrenebilir miyim? +Aylık 455 TL'lik poliçe tutarı şuan karşılayacağım bir rakam değil. -Donduralım o zaman. +Hayır dondurmayalım, paraya da ihtiyacım var aynı zamanda. -Çok yazık olacak, sizi idare edecek parayı eşinizden dostunuzdan tedarik edemez misiniz? (Başladım trajediye) +Ablacığım bekle cüzdanımı açıyorum, bende bilmiyorum ne kadar param var. (Sayar gibi yapıyorum) 60-70-75-77-77,50 TL param var. Başkada param yok. Sen söyle ablacığım ne yapayım. (gülmeye başladım artık) -Niye gülüyorsunuz anlamış değilim. +Gülünecek halime gülüyorum. Allah aşkına iptal et artık! -Tamam beyefendi, iptal işlemini onaylıyor musunuz

Bugün doğum günüm

Resim
Bugün 17 Kasım... Bugün doğum günüm. Aslında nüfus kağıdında yazan tarih 17 Kasım. Anneme kalırsa benim doğum günüm bir hafta sonra, yani 24 Kasım'da. Ama nedense ben 17 Kasım'ı benimsiyor ve doğum günü olarak bu tarihi kabul ediyorum. İtiraf etmek gerekirse bundaki en büyük etken; akrep burcunu kaybetmemek. Zira, 22 Kasım'dan sonra doğanlar haliyle Yay burcuna geçiyor. Ben ama Akrep kalmak istiyorum. Niye mi? Valla bilmiyorum. Akrep burcunun her ne kadar olumsuz özellikleri olsa da, bir cazibe merkezi olduğu da aşikar. Belki bu nedendir. Her neyse.. Doğum günüm kutlu olsun. 40 yaşını doldurmuş oldum. Bir erkeğin en ideal yaşı derler. Ama bundan sonra çöküş dönemine gireceğimiz de bir gerçek. Allah sağlıklı ve huzurlu yaşlandırmayı nasip etsin. Akşam, güneş artık deniz ufkunda silindi, Hulyâ gibi yalnız gezinenler köye indi, Ben kaldım, uzaklarda günün sesleri dindi, Gönlümle, hayâlet gibi, ben kaldım o yerde. Yahya Kemal

Yeni Bir Hikaye

Resim
Bugün günlerden Çarşamba... Yeni bir hikaye yazma kararı aldım. Sonra da bu hikayemi dizi ve film şirketlerine yollayacağım. Umarım senaryolaştırılır. Hikaye demişken... Rocky efsanesi nasıl başlıyor biliyor musunuz? Sylverster Stallone'nin 95 sayfalık bir hikayesi ile. Yapımcı şirket hikayeyi satın almak istediğinde, Stallone diretiyor bu filmde ben başrol oynayacağım diye. Önce gülüp alay ediyorlar ama sonra da bu filmi Sylverster Stallone ile çekme kararı alıyorlar. 950 bin dolarlık bütçeyle çektikleri filmden tam tamına 107 milyon dolar hasılat elde ediyorlar. Yok yok yanlış anlaşılmasın, amacım film yıldızı olmak değil. Hikayelerim bilinsin yeter. Oğuz Ağca / 14.11.2016 - Ankara

Ne varsa harap bir kalpte var!

Resim
                                                                                   Şems der ki; Hazineler ve defineler yıkıntılar arasında olur. Ne varsa harap bir kalpte var! Kırık bir kalbim var diye üzülme Şu ağzını kırdığımın garibanlığı diye sitem etme Unutma Allah gariplerle beraberdir. Sabret... Sabretmek nedir bilir misin? Sabretmek, öyle durup beklemek değildir. Sabır, aya bakıp güneşi tahayyül etmektir. Sabır, doğum sancısı çeken annenin yavrusunu kucağına alması gibidir. Hakikat... Hakikat dediğin senin burnunun dibinde Bak bir etrafına neler göreceksin. Neden bunlar benim başıma geliyor diye sorma asla! Sıkı sıkı sarıl bu hayata. Oğuz Ağca / 26.10.2016