Vatandaş olarak hepimizin başının üstünde bir sarkaç sallanıyor. Bu sarkaç, kah gülle gibi ağır, kah kılıç keskin oluyor. Vuruyor yıkıyor, kesiyor kanatıyor. Geriye kalan sessizliğe terk edilmiş bir acı. Ama inanıyorum ki kalp var artık zulümden önce. Allah'ın hükmü, kulun hakkı var. Bir de Hakkın dönüp boyunlara vurduğu mahşer yeri var. Ve bizi asla terk etmeyen hafızamız var. Bu hafıza gün olur Dersim'i hatırlatır, gün olur başka bir toplumsal acıyı. // Mahir Demir'e mektubumdur... - Oğuz Ağca / 14.03.2010
Sevgili Anneciğim, Uzun zamandır mektup yazamadığım için özür dilerim., derslerimize çalışıyorduk. Ayrıca babam bizi sünnet ettirdi. Kısa bir tatilden sonra okulumuza başladık. Anneciğim seni çok özledik. Oğlun Cengiz Kıymetli Anneciğim, Türkiye'de en çok istediğim topa gitmekti, burada gidiyorum. Sınıfımda çalışkanlardan biriyim. Burada bizi merak etme, durumumuz çok iyi. Tek düşüncemiz sensin.Allah izin verirse altıncı ayın sonlarına doğru oradayız. Oğuz 08.05.1989
Facebook'ta bir iletişim uzmanı arkadaşımız var: Esra Dereobali Sayfasında, köy enstitülerini anlatan ''Toprağın Çocukları'' adlı sinema filmini paylaşıp, izlenilmesi için tavsiyede bulunulmuş. Direniş mireniş diyerek sol jargona yatkın iddialı cümleler kurmuş. Köy enstitülerine ilişkin kafamda bir takım yerleşik bilgiler var ama bunun sinemaya yansıması nasıl olmuş açıkçası bende merak ettim. Sevgili arkadaşım Esra Dereobali 'nin tavsiyesine uyarak filmi izledim. Şimdi, hem filme hem de köy enstitülerine yönelik düşüncelerimi paylaşmak istiyorum. FİLME DAİR : İlk önce şunu belirtmek isterim: Filmde Ufuk Bayraktar gibi hayranı olduğum birinin olması filmin tek artısı. Suzan Kardeş 'in Balkan ezgileri de güzeldi. Her ne kadar düşük bütçeyle yapılmış olsa da kötü diyaloglar ve berbat yönetmenlik gözden kaçmıyor. Film maalesef çok sığ bir politik yaklaşım ortaya koymakta. Aynı şekilde aşk hikayesi de tam yansıtılmamış. Apaçık taraflı bir filmdi...
Yorumlar
Yorum Gönder