Gönül ilişkilerinde insan haksızlığa uğradığını düşününce çoğu zaman bocalıyor. Öfkesine, hırsına, kısacası kendine yeniliyor. Başkalarına bulunduğumuz telkinleri kendimize uygulayamıyoruz. Vakur duruşumuzu yitirip, içimizden bir canavar çıkıyor. Yakıp yıkıyoruz, kırıp dağıtıyoruz. Gönlümüzü terbiye etmeyi bilemedik bir türlü. Oysa ki; Bilmeli ki insan, olan olmalıydı. Pişmanlığı bırakmak gerek. Oysa ki; Bilmeli ki insan, olacak olan olur. Kuruntu yapmamak gerek. Oysa ki; Bilmeli ki insan, o halde olan olur. Telaş etmemek gerek. İçimizde aşkımızı hapsedip beklemesini bilemedik. Marifet arzu etmediğini geri çevirmekte değil. Marifet, çıldırasıya arzu ettiğinden vaçgeçmekte. Zira aşk namus ister, haysiyet ister. Aşk her şeyden önce, sevdiğine evet demeyi değil, hayır demeyi ister. Aşk adamının sermayesi hüzündür. İçinde hüzün olmayan, hasret olmayan, mesafeler olmayan aşkı neyleyim! Aşktan fayda beklenmez, aksine aşkın kendisi zarardır. Ve hatta mağlubiyetti...
Beni sev veya nefret et. Her iki türlü de beni asla unutamazsın. Sevseydin kalbinde olurdum. Sen nefret etmeyi tercih ettin. Ölene kadar hep aklında kalacağım. Ne yapsan sen beni unutamazsın. Hep bir boşluk duygusu içinde olacak. Sanki içinde derin bir hiçlik var gibi. Beni kah özleyeceksin, Kah benden nefret edeceksin. Kah aniden karşıma çıksa da boynuna sarılsam diyeceksin Kah öldürmek isteyeceksin. Sen beni ölsen de unutamazsın. Tam unutacakmış gibi olursun Bir şarkı çalar, bütün anıların depreşir. Sürekli oturduğum koltuğa dalar gider gözlerin. Dolabında bir parça eşyam geçer eline Sen beni unutamazsın... Boğazın düğümlenir, ağlayamazsın. Bütün bunları çok sevildiğimi düşündüğüm için söylemiyorum. Çok sevdiğimi bildiğim için söylüyorum.
Yorumlar
Yorum Gönder