Kayıtlar

Çekmeceler

Resim
Zenne filmiyle dikkatleri üzerine çeken  Caner Alper ve Mehmet Binay'ın yeni filmi. Bu filmde aşırı kasıldım desem yeridir. Zira kaybolmuş insanlar, kaybolmuş hayatlar beni her zaman çok etkiler. İzlemesi pek kolay olmayan ve enteresan ters köşesi ile güzel bir film. Küçük bir kızın ergenliğinden itibaren ailesi tarafından gördüğü muameleden hayatı boyunca nasıl takıntılara ve sorunlara sahip olabileceğini gözler önüne seren sağlam film. Çekmecelerini açması gereken bir baba, ve çekmecelerini açması için anahtar arayan çırpınan bir kız çocuğu. Açmaktan ya da açılmasından korktuğumuz çekmeceler, kilitler ve  anahtarların olduğu bir hayatı var her insanın. Bazı çekmeceler kilitli kalır, nedenler ve cevaplar orada gizlidir. Üzerinde durmadığımız, geciştirdiğimiz, konuşmadığımız her şeyin yarattığı travmaları görebiliyoruz bu filmde. Hayata dair gizlediğiniz, kendinize bile itiraf edemediğiniz her şey için izlenmesi gerek. Korkmadan çekinmeden senin ,benim ,karşı komşu...

Türk Lolita'nın kayıp hikayesi (2)

Resim
Neslihan, banyodan çıkıp mutfağa gitti. Fincanına kahve döktü. Şeker katmazdı, biraz süt döker hepsi o kadar. Kahvesini yudumlarken akşamdan sardığı sigaralardan birini yaktı. Aklına annesi geldi tekrar. ‘’Lanet olsun senin gibi anneye!’’ dedi farkında olmadan sesli bir biçimde. Neslihan henüz on üç yaşındayken Serkan diye bir erkek arkadaşı olmuştu. Nasıl olmuşsa annesinin bu durumdan haberdar olmuştu. Büyük olay çıkarmıştı. On üç yaşında bir kızın flörtünden nolurdu diye düşündü. Bunun için evde büyük fırtınalar koparmaya değer miydi? O günden sonra Neslihan diye seslenmiyordu annesi kendisine. Kız Orospu diye çağırıyordu sürekli. Neslihan bu aşağılanmayı hazmedemiyordu. Odasına çekilip yorganın altında saatlerce ağladığı oluyordu. Bir anne nasıl bu kadar acımasız olabilir diye düşünmekten kendini alıkoyamıyordu. Neslihan doğuştan esmer tenliydi. Annesi, bu baba tarafına çekmiş diye dışlıyordu adeta onu. Oysa ablası Gülhan öyle miydi? O annesinin beyaz tenli meleği...

Hüzünlü Kalp

Resim
Bu hayatta her şey insan içindir yazımda , insanın kimseyi kendinden fazla sevmemesi gerektiğini yazmıştım. Ne olursa olsun insan başına ne gelirse gelsin yaşadığı hayatı sevecek bir neden bulmalı. Bunun için de ilk önce kendini keşfetmeli. Bugün kötü bir haber aldım, içim burkuldu. İnsan hakikati göremediği zaman üzülür. İnsan en sevdikleri tarafından vurulunca çaresiz kalır. Bütün bedeni hüzün kaplar. Hüzün gözün ağlaması değildir, hüzün kalbin ağlamasıdır. Türkiye'de bulunduğum dönemde bir avukatlık bürosunda çalışıyordum. Bir gün ofise otuzlu yaşlarda, işi gücü olan güzel bir kadın geldi. Avukat hanımla birebir görüşmek istedi. Benim odam hemen yakında olduğu için kadının yürek çığlıklarını duyabiliyordum. Kocasının hayatında bir başka kadın varmış. Adamı yakalamış ama affetmiş çok sevdiği için. Adamı çok sevdiği her halinden belli oluyordu. Ona öfke kusarken bile adeta onsuz yapamam diyordu gözleri. Olay bu haliyle kapandı sanırken, adam boşanma davası açmı...

Türk Lolita'nın kayıp hikayesi (1)

Resim
Deniz manzaralı yazlık evin terasa bakan pencerenin perdenin tüllerine çıplak bedenini sarmış, ağzında sigara denizin kıyıya vurduğu dalgaları izliyordu.  Yatağın içinde tıpkı onun gibi çıplak bir adam adını sesleniyordu. Neslihan, Neslihan… Duymuyor musun beni hayatım! Neslihan sesin geldiği yere doğru kafasını çevirdi.  Bir adam yatıyordu çırılçıplak yarı dik durur vaziyette.  Yüzü belirgin değildi.  Kim olduğunu çıkarmaya çalışıyordu.  Kimdi bu adam?  Yatağında ne işi vardı?  Neden ikisi de çıplaktı? Uzun zamandır sık sık gördüğü rüyadan uyandı Neslihan.  Neden sürekli aynı rüyayı gördüğüne anlam vermeye çalışıyordu.  Rüyasına giren adamın kim olduğunu çok merak ediyordu.  Neden yüzü belirgin değildi.  Neden hep aynı rüyayı sık sık görmeye başlamıştı?  Bir türlü anlam veremiyordu. Kalktı yatağından, mutfağa gidip akşamdan hazırladığı kahve makinasının düğmesine bastı.  Kahve aroma...

Unutmak zordur unutamayanlar iyi bilir

Resim
Unutmak zordur unutamayanlar iyi bilir. Tıpkı bir gölge gibi insanı hiç terk etmeyen bir histir unutamamak. Bunu okuyan kişi; Belki seni tanımıyorum...Şu an kiminle nerede neler yapıyorsun bilmiyorum.. Ama tek bildiğim; Bu dünyada yaşayan herkes gibi senin de unutamadıkların oldu. Unutulmayan aslında anılardır. Yaşanılan güzel günlerdir. Khalil Gibran şöyle der; Birine çarpılmak bir dakika sürer, beğenmek bir saat ve sevmek bir gün... ancak birini unutmak bir ömür. Gün geçse, ay geçse yıl geçse hatta koca bir ömür geçse de unutulmuyor bazı şeyler. O her neyse unutamadığın, ondan kaçabilirsin belki ama anılarından asla kaçamazsın. İnsan sevdiğini veya bazende acı yaşanmışlıkları unutamaz, unutmuş gibi yapar. Zaman gelir yorulur ve vazgeçer bile ama asla unutmaz. Unuttum sanırsın. Kafandaki her şeyi sildin zannedersin. Ama o unuttuğunu sandığın şey, karşına bir gün aptal bir cümlenin içinde yer alarak mideye giren kramplar şeklinde tekrar zihinde canlanır. Unutamamak... U...

Hayatta her şey insan içindir

Resim
Hiç kimse ve hiçbir şey vazgeçilmez değildir. Sadece sabretmek gerekir. Kendini geliştirmek yerine manasızca vakit ve emek harcadığın her şeyden vazgeçmelisin. Derdini kimseye anlatma. Sıkıntını dağa, taşa, denize anlat; deli gibi koş, çığlık at ama herkese anlatma. Hayatta her şey insan içindir. Hata yapman gerekiyorsa yap, sonucuna katlan, sızlanma. Her insan hayal kırıklığı barındırdığı kadar, bilgelik ve hayat hikayesi taşıyor. Hayat kimseye çiçek böcek değil, tanıdığın tanımadığın herkese sabırlı davran. Vicdanını kaybeden insanlara asla yaklaşma. Planlarını kendine göre yap, adımlarını kendine göre at. Hiçbir şeyi erteleme. Sevgiyi, acıyı, öfkeyi, aşkı her şeyi zamanında yaşamak lazım. Kendinle aran iyi olsun. Sonuçta seni terk etmeyen bir tek sensin. Hiç kimseyi baş tacı etme. Çocuğun dahi olsa herkes ederi kadar değerli olmalı gözünde. Asla kendine başkasının gözünden değer biçme! Belli bir yaşa kadar oturttuğun karakterini hiçbir şartta eğip bükme. Kend...

Duvara Karşı

Resim
Fatih Akın deyince, yine uyuşturucu tripleri, sağlam underground müzikleri, yine bir kişiliğini bulamamış kültür-altkültür hikayesi ile karşı karşıyayız. Fatih Akın'ın Duvara Karşı (Gegen Die Wand) izlemediyseniz en kısa zamanda izlemenizi öneririm Hamburg'dan İstanbul'a uzanan bir hikaye. Başrollerde Sibel Kekilli ve Birol Ünel'in olduğu  harika bir ''gurbetçi dramı'' olmuş. Başarısız intihar girişiminden sonra, ailesinin baskısından kurtulmak için kendinden yirmi bir yaş bir anlaşmalı evlilik yapan on dokuz yaşında bir kızın hikayesi. Cahit hayatla sorunu olan kokain bağımlısı orta yaşlarda bir adam. Sibel ise aileden baskı gören, psikopat bir annenin elinde büyüyen, iki kültürün arasında kalmış henüz daha hayatının baharında olan genç bir kız. Sibel hayatını yaşamak yaşamak isteyen, özgürlüğüne düşkün bir Almancı kızı. Bu iki karakterin yolu Sibel'in bir hastanede kesişiyor. (Dönerci de olabilirdi, aklıma geldi) Sibel Cahit'te kurtu...