Kayıtlar

Ekmek öpen çocuklar

Yere düşen ekmeği hızla alıp, telaşla üç kere öpüp, üç kere alınlarına koyan o çocuklar nereye kayboldular? Güzeldi o çocuklar!  O çocukları özlüyoruz.  Ekmek öpen çocuk görmek istiyoruz.  Çünkü ekmek öpen çocuk hala bir şeylere inanmamızı sağlıyor.  Bizim buna ihtiyacımız var.  Geri dönsün o çocuklar.  Bizim buna çok ama çok ihtiyacımız var!   Oğuz Ağca / 20 Ocak 2013

Ağla be yüreğim..

Resim
Ağla be yüreğim!  Ağla  Bir damla gözyaşı sığınağın olsun senin  Birikmiş hasretlerini boşalt  Birikmiş öfkelerini  Sonu gelmeyen acılarını  Hadi ağla!  Yalnızsın şimdi, kimse görmez göz yaşlarını  Güçlü görünmek zorunda değilsin  Boşalt yüreğine hapsettiklerini  Göğüs kafesin rahatlasın  Oğuz Ağca / 20.06.13

Alem yangın görsün

Resim
"Sefine-i kalbime alevli bir kor attın ey dost Bülent avaz ile dersin, bakın deryada yangın var!"  Ne güzel söylemiş değil mi şair? Derya gönül ise, gönül yanmaktadır. Eğer derya yanıyorsa, o zaman yanmadık yer yok demektir. O vakit çıkıp avaz avaz naralar atmak gerek! Alem gönül görsün, Alem yangın görsün!  Oğuz Ağca / 25 Şubat 2013

Varlığı beni tehdit etmeyen kadınları sevmeliydim

Resim
İnsan belli bir yaşa gelince anlıyor.  Bir olayı hatırlamak, onu yaşamaktan daha heyecan verici olabilir. Sana söyleyecek bir şeyim kalmadı diyordu o ufacık gözlerini acıyla büzüştürüp.  İnanmak istemiyordu duyduklarına, isyan ediyordu adeta.  Seni sevmeyi çok istedim ama başaramadım derken, hayallerle dolu dünyasını yıktığımı anlayamamıştım.  Yine de öfkeli değildi bakışları.  S anki omuzlarına ağır  bir yük binmişti ve o yükün altında eziliyordu adeta. Bana bunun 1 Nisan şakası olduğunu söyle dercesine bakıyordu gözlerimin içine. Ama bitmişti…  Ne yapabilirdim ki? Elimi kendisine çekti ve avucunun içinde tuttuğu kutuyu elime sıkıştırdı. O hep bahsini ettiği kol düğmelerini almıştı… Bunu sana almıştım, her şeye rağmen kabul edersen sevinirim dedi. Dost ateşiyle şehit düşmek gibi bir şeydi bu. Yarası kanıyor ama o yarasının nerede olduğunu bilmiyordu. Bunu kabullenmem zor olacak, belki de hiç kabullenemeyeceğim ama pişmanlığın yansıyacak hayatının ge...

Sözcüklerim

Sözcüklerimden başka değerli bir şey yok heybemde Bunu bilmeni isterim En bencil, en asil, en soylu yanımla karşında duruyorum Ya benimle ol, ya da benimle öl  Oğuz Ağca / 19 Mayıs 2012

Mutlu aile

Mutlu bir Aile varmış zamanın birinde. Mutlulukların göstergesi olarak bir fidan dikmek istemişler evlerinin önüne. Küçük bir fidan almışlar ve bu fidan herkesin ortak sevgisi ve ilgisiyle yıllar sonra koca bir ağaca dönüşmüş. O kadar büyümüş ki, dalları güneşe doğru uzanıyormuş. Gün gelmiş öyle görkemli, öyle güzel bir ağacın dallarının güneşi gölgemesini sorun etmiş aile. Ağacın dallarını budamaya baslamışlar. Onlar dallarını budadıkça, yeni dallar salıyormuş gökyüzüne. Bu böyle uzun yıllar daha gitmiş. Ağaç birgün hayata küsmüş. Budanan dallarınınyerine yeni dallar uzatamamış. Yaprakları solmuş. Tomurcuk açmaz olmuş. O güneşe doğru uzanan dalları yere doğru boyun büker olmuş. Ve yok olup gitmiş. Ey Talib, Arkasında duramayacağın sevdaya meyletme beni Sonra ben ne tomurcuk açarım, ne de yaprak Dallarım kırılır, belim bükülür. Az bir şey yaşama sevdam var, onu da kaybederim. Gel sen beni kendi halime bırak Oğuz Ağca / 13 Mayıs 2012

Korkularımız

Benim için zevk, hep tek kişilik oldu Korkularım da öyle Doğru tahmin ettin En az senin kadar yalnızım çünkü! 8 Mayıs 2012